
Kurutulmak üzere pirinç içine yerleştirilmiş bir telefon. Fotoğraf: Mark Ou, Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.0 lisansı ile.
Telefonun suya düşmesi, birçok kullanıcının başına en az bir kez gelen ve panikle yanlış adımlar atılmasına neden olan bir kazadır. Su temasının ardından ilk saatlerde yapılan hamleler, cihazın kurtarılıp kurtarılamayacağını doğrudan etkiler. Panik anında atılan aceleci bir adım, aslında kurtarılabilecek bir cihazı kalıcı olarak hasara uğratabilir; bu nedenle doğru sırayı önceden bilmek büyük fark yaratır.
İlk Yapılması Gerekenler
Telefon suya düştüğü anda yapılması gereken ilk şey, eğer açıksa cihazı hemen kapatmaktır. Açık kalan bir telefonda su, devre elemanları arasında kısa devreye neden olabilir; kapalı bir cihazda ise bu risk büyük ölçüde azalır. Cihaz kapatıldıktan sonra dış yüzeyi yumuşak ve emici bir bezle kurulamalı, varsa kılıf çıkarılmalı çünkü kılıf ile gövde arasında sıkışan su fark edilmeden kalabilir.
Mümkünse SIM kart tepsisi çıkarılarak hem bu bölmedeki suyun tahliye edilmesi sağlanır hem de tepside kalan nemin havalandırılması kolaylaşır. Cihaz bu aşamadan sonra en az 24-48 saat boyunca şarja takılmamalı ve açılmaya çalışılmamalıdır; bu süre, cihaz içindeki nemin buharlaşması için gereken minimum zamandır.
Kaçınılması Gereken Hatalar
Islak bir telefonu hemen şarja takmak, hâlâ nemli olan devrelerden akım geçmesine ve kalıcı hasara yol açabilir. Saç kurutma makinesi gibi sıcak hava üfleyen cihazlarla kurutmaya çalışmak da, sıcaklığın iç bileşenlere zarar vermesi ve suyu cihazın daha derinlerine itmesi nedeniyle önerilmez. Yaygın bir halk yöntemi olan pirinç içine gömme yönteminin etkinliği tartışmalıdır; pirinç nemi bir miktar çeker ancak toz parçacıkları portlara kaçabilir. Elektronik ürünlerle birlikte satılan küçük silika jel paketleri, nem çekme konusunda pirinçten daha güvenilir bir alternatif olarak kabul edilir.
Cihazı açıp açmama konusunda acele etmemek, portlara kürdan veya benzeri nesneler sokarak “kurutmaya çalışmamak” ve ekranda görüntü bozukluğu, ses gelmemesi gibi belirtiler fark edildiğinde cihazı zorlamadan yetkili servise götürmek, kalıcı hasarı önlemenin en güvenli yoludur.
Kamera Lensinde Buğu Görülürse Ne Anlama Gelir?
Su temasından sonra bazen kamera lenslerinin arkasında hafif bir buğulanma fark edilebilir; bu, nemin lens ile sensör arasındaki dar boşluğa sızdığının bir göstergesidir. Cihaz kurumaya bırakıldıktan sonra bu buğu çoğu zaman kendiliğinden kaybolur, çünkü lens çevresindeki küçük boşluklardan nem zamanla buharlaşabilir. Ancak birkaç gün geçmesine rağmen buğu kaybolmuyorsa ya da fotoğraflarda bulanıklık kalıcı hale geliyorsa, bu durum nemin sensöre yakın bir bölgede sıkıştığına işaret edebilir ve profesyonel bir kontrol gerektirir.
Tuzlu veya Kirli Suya Maruz Kalma Durumu
Telefon deniz suyuna, havuz kimyasallarına ya da kirli bir suya (gölet, atık su gibi) temas ettiyse, süreç biraz daha dikkat gerektirir. Tuzlu su, kurusa bile devre elemanları üzerinde kristalleşerek zamanla korozyona yol açabilir; bu durumda cihazı kapattıktan hemen sonra, mümkünse temiz ve tatlı suyla (musluk suyu) kısa bir süre durulamak -telefonu suya batırmadan, portlara doğrudan su kaçırmadan- tuz kalıntısını önemli ölçüde azaltabilir. Bu adımın ardından yine aynı şekilde iyice kurulanmalı ve şarj edilmeden önce yeterli bekleme süresi tanınmalıdır. Kirli veya kimyasallı sulara maruz kalan cihazlarda ise en güvenli yol, ev yöntemleri denemeden doğrudan yetkili servise başvurmaktır.
Garanti ve IP Derecesi Konusunda Dikkat
Birçok telefon su ve toz direnci için bir IP derecesine sahip olsa da, bu derece genellikle belirli koşullarda test edilmiş laboratuvar sonuçlarını yansıtır ve üreticilerin çoğu su hasarını garanti kapsamı dışında tutar. Bu nedenle IP derecesi yüksek bir telefon bile olsa, su temasından sonra yukarıdaki adımların uygulanması ihmal edilmemelidir.
